Ahlaki Çözülme, Kültürel Yozlaşma ve Nesil Krizi: İslami Referanslarla Eleştirel Bir Değerlendirme**

Yazarımız Müslüm SÖYLER'son günlerde bazı çevrelerin dillerinde plesenk olan konuyu makalesine taşıdı.

Ocak 20, 2026 - 11:27
Ocak 20, 2026 - 11:33
 0
Ahlaki Çözülme, Kültürel Yozlaşma ve Nesil Krizi:  İslami Referanslarla Eleştirel Bir Değerlendirme**

İslami Referanslarla Eleştirel Bir Değerlendirme**

“Gençlik Nereye Gidiyor?” Sorusunun Yanlış Kurulmuş Bir Soru Oluşu Üzerine

Toplumlarda ahlaki çözülmenin hızlandığı dönemlerde, suçun çoğu zaman genç kuşaklara yüklendiği görülür. Günümüzde sıklıkla dile getirilen “Bu gençlik nereye gidiyor?” sorusu da bu zihinsel kolaycılığın tipik bir örneğidir. Oysa bilimsel, sosyolojik ve ahlaki açıdan doğru soru şudur:
Bu gençlik kimler tarafından, hangi değerlerle ve neyin normalleştirilmesiyle bu noktaya sürüklenmiştir?

İslam düşüncesi, sonucu değil nedeni sorgular. Bu bağlamda gençliği hedef alan yüzeysel eleştiriler, hem ahlaki hem de entelektüel bir yetersizliğin göstergesidir.

Değerler Erozyonu ve Meşrulaştırılmış Ahlaksızlık

Modern toplumda yaşanan ahlaki çözülme, tesadüfi değil; uzun yıllara yayılan bilinçli bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Sanat, medya, popüler kültür ve sözde entelektüel söylemler üzerinden toplumun temel değerleri sistematik biçimde aşındırılmıştır.

Ahlak “baskı”,

Edep “gericilik”,

İnanç “çağ dışılık”,

Sınırsızlık ise “özgürlük” olarak sunulmuştur.

Bu süreçte, uzmanlığı başka alanlarda olan kişilerin dini ve ahlaki konularda alaycı, küçümseyici ve yüzeysel söylemlerle toplumu yönlendirmesi normalleştirilmiştir. Oysa Kur’an, bilgi sahibi olmadan konuşmayı açıkça yasaklar:

“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.”
(İsrâ, 36)

Bu ilkeye rağmen; ekranlarda, sahnelerde ve dijital mecralarda ahlaksızlık alkışlanmış, edepsizlik cesaret olarak pazarlanmıştır. Daha vahimi ise, bu sürece alkış tutanların bugün kalkıp ahlak muhafızlığına soyunmalarıdır. Bu durum yalnızca bir çelişki değil, aynı zamanda ahlaki bir tutarsızlıktır.

İslam’da Ahlak: Söylem Değil, Sorumluluktur

İslam ahlakı, teorik bir ideal değil; hayata sirayet eden bir sorumluluk sistemidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), ahlakın dinin merkezinde olduğunu şu ifadeyle açıkça ortaya koymuştur:

“Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
(Muvatta, Hüsnü’l-Huluk)

Dolayısıyla ahlak, nutuk atarak değil; örneklikle inşa edilir. Çocuğa ve gence verilen mesaj, söylenen sözlerden çok toplumun neyi alkışladığıyla belirlenir. İslam bu noktada son derece nettir:

“Bir kavim kendilerinde olanı değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez.”
(Ra‘d, 11)

Bu ayet, ahlaki bozulmanın dış faktörlerle değil, içsel tercihlerle gerçekleştiğini ortaya koyar.

Sorumluluk Zinciri ve Kolektif İhmal

Gençliği hedef alan eleştiriler, çoğu zaman sorumluluktan kaçmanın bir biçimidir. Oysa İslam’da sorumluluk bireysel olduğu kadar toplumsaldır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu gerçeği şu hadisle çerçeveler:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz.”
(Buhârî, Ahkâm 1)

Bu sorumluluk;

Aileyi,

Eğitim sistemini,

Medyayı,

Sanat dünyasını,

Akademiyi,

Kanaat önderlerini
doğrudan kapsar.

Gençliğin ahlaki savrulmasını konuşup, bu savrulmayı üreten kültürel iklimi görmezden gelmek; bilimsel dürüstlükle bağdaşmaz.

Kur’an’ın Israrlı Sorusu: Akletme Yükümlülüğü

Kur’an-ı Kerim, eleştirisini doğrudan akla yöneltir:

“Onların kalpleri vardır, onunla anlamazlar.”
(A‘râf, 179)

Bu ayet, ahlaki çöküşün temelinde aklın işlevsizleştirilmesi olduğunu ortaya koyar. İslam’a göre düşünmeyen, sorgulamayan ve muhasebe yapmayan bir toplum; kaçınılmaz olarak yozlaşır.

Bu nedenle Kur’an defalarca şu soruyu yöneltir:

“Hiç akletmez misiniz?”

Bu soru gençliğe değil; gençliği şekillendiren yetişkinlere sorulmuştur.

Sonuç: Gençlik Krizi Değil, Medeniyet Krizi

Bugün yaşanan mesele bir “gençlik problemi” değil; açıkça bir medeniyet ve ahlak krizidir. Gençlik bu krizin faili değil, mağdurudur.

İslami perspektiften bakıldığında çözüm;

suçlamakta değil,

bağırmakta değil,

nostalji üretmekte değil;

samimi bir değer inşasında, ahlaki tutarlılıkta ve hesap verebilirlikte yatmaktadır.

Aksi hâlde, ahlaksızlığı üretenlerin ahlak dersi verdiği bu çelişkili düzen devam edecek; Kur’an’ın sorusu ise cevapsız kalacaktır:

“Hiç akletmez misiniz?”


Müslüm Söyler
Gazeteci – Yazar

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow