Babadan Nasihatlar

Yazarımız Naci konyar'dan Baba nasihatlarına dair bir makale...

Mart 9, 2026 - 21:01
 0
Babadan Nasihatlar
Naci Konyar 
Aşinaların giderek azaldığı, ananelerin tükendiği ‘Şu sönen ve gölgelenen dünyada’ hatıra ve geçmişten başka kendimizi mutlu hissedebileceğimiz bir şey kalmadı. Bugün ki hayatın bizi mahrum bıraktığı mazinin güzelliklerini anlatan tek şey okumuş olduğumuz kitaplar.
İşte onlardan biri; Türkiye’nin ilk atom mühendisi Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre’nin doğup büyüdüğü, terbiyemin önemli bir bölümünü kazandım dediği çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği Üsküdar’ı anlattığı ‘Üsküdar Ah Üsküdar’ adlı kitabı…
Üsküdar’ın unutulmaya yüz tutmuş adetlerini, eski konakları, mahalle hayatını, kaybolan meslekleri, eski ramazanları, fukara taşlarını, hasta ziyaretlerini eski bayramları anlatıyor Özemre kitabında.
Geçmişte Üsküdar’da yaşayanlar için ‘Hepsi bir başka alemin bugün artık namı nişanesi kalmamış bir müsamaha, zarafet, beşeri münasebetlerde kusurları örtüp muhabbeti öne alan bir medeniyetin temsilcileriydi.’ Sözleriyle mazinin güzelliklerini anlattıktan sonra;
‘İnsana ait olduğu tarihin asaletini ve medeniyetin güzelliğini idrak ettiren o müstesna mekanlar; insanı ailesine, komşularına ve milletine muhabbetle bağlayan o güzelim örf ve adetler, muameleler, üsluplar, ananeler Nerelerdesiniz? Nerelerdesiniz?’ diye soruyor ve cevaplıyor;
‘Heyhat! Hepsi de mazide, hepsi de gönüllerin ve gitgide zayıflayan hafızaların ücra köşelerinde kalmış! Baki kalan ise zaman zaman tahassürle, zaman zaman da kederle yankılanan ama her seferinde sönmekte olan ve sadece ama sadece idrak ve temyiz ehline hitabeden bir hoş sada olmuş!’
‘Üsküdar Ah Üsküdar’ kitabı; yazarın belirttiği gibi gerçekten idrak ve temyiz ehline hitabeden bir hoş sada olmuş. Sadece Üsküdar’a değil bir millete ait kadim kültürden bahsedilmiş. Hele bir babanın oğluna yapmış olduğu vasiyet başarılı ve erdemli bir memuriyet hayatının ser levhası olarak makam sahipleri tarafından tekrar tekrar okunacak ve ders alınacak mahiyettedir.
 Ahmet Yüksel Özemre babasıyla olan 38 yıllık beraberliklerinde, hayat tarzına hükümran olan babasının kendisine etmiş olduğu nasihatleri şöyle sıralıyor:
‘Evladım; mahkeme kadıya mülk olmaz. Bir makama getirildiğinde günün birinde o makamdan ayrılacağının idrakini daima diri tut.
Yavrum; sana bir makam teklif edildiğinde onu tevazu ile kabul et. Ama o makamı terketmen gerektiğinde de onu gururla, vicdani huzur ve kanaat-i kamile ile terket.
Yavrum; bir arap atasözü ‘Şerefü’l mekan bi-l mekin der; yani makamın şerefi onu doldurandan ötürüdür. Sen sen ol! Sakın, bulunduğun makamdan şeref payı çıkarma! Bilakis, sen o makama şeref kazandır.
Evladım; bu dünyada en kolay, en tatlı ve nefsi en çok okşayan iş amir olmaktır. Sen sakın bu aldatıcı görünüşe kapılma! Hasbelkader amir olacak olursan zor yolu seç: hadimü-l hudema (hizmetkarların hizmetkarı) ol.
Oğlum; bir makama getirildiğinde sanki hemen azledilecekmişin gibi hazır ol. Ama o makamda kalacakmışın gibi de işini şevk ve heyecanla yapmaya devam et devlete hizmet hakka ibadet mesabesindedir. Hak’ka küsülmeyeceği gibi devlete’de, devlet erkanına da küsülmez.
Yavrum; hata ve kusurları örtücü ve affedici ol. Evladım idarecilik bir sanattır bu mesuliyetle mütenasip yetki dağıtma sanatıdır.
Evladım; münakaşa ve tartışmada sakın aşırı gidip de hududu aşma. Daima hakkı gözet ve hakkı açıkça ifade etmek hususunda cesur ol.
Oğlum; kimsenin vicdanı, dini ya da siyasi kanaati üzerinde vesayet taslama. Onları rencide etmeyecek şekilde hakkı ve doğruyu bir kere olsun ifade etmiş olman sana yeter.
Yavrum; mühim olan, Devletin umurunun sıhhatli bir şekilde yürümesi ve tekamülüdür. Buna katkıda bulunan kimseler arasında sakın tefrika ihdas etme. Dini ya da siyasi kanaatini Devlet işlerinin engellemesinde kullanmayan, tefrika ihdas etmeyen herkes faziletli addedilmelidir.
Evladım; görevinde iki türlü çilen olacaktır; birisi şahsi çilen, diğeri ise idari çilen
Şahsi çilen ilminin seviyesi, görgün, terbiyen ve şahsiyetin dolayısıyla kıskançlık ve hased çekecek olanların sebep olacakları çiledir. Bunların faiilerini setredecek ve affedeceksin. Eğer müdürlük yetkilerini bunları taciz etmek için kullanacak olursan sana babalık hakkımı helal etmem. Ruz-i cezada iki elim yakanda olur.
İdari çile ise; hasbelkader işgal ettiğin makamın temsil ettiği müesses nizamı zedelemek ve bozmak isteyecek olan bedbahtların sana ihdas edecekleri çiledir. Eğer bunları neme lazımcılıkla göz ardı eder, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın felsefesiyle bunlardan çekinir, üstlerine gitmez ve mücadele etmez isen sana babalık hakkımı gene helal etmem. Ruz-i cezada iki elim gene yakında olur.’
Yazarımız baba nasihatlerini bu şekilde sıraladıktan sonra cennet mekan babam bu nasihatleriyle vefatından sonra bile bana yol göstermeye devam etti’ diyor.
Ramazan ayının insanı sarıp sarmalayan manevi havasını hissettiğimiz, daralan ruh dünyamıza ferahlık veren iftar ve sahur akşamlarının yaşandığı, sadece büyüklerin değil, özelliği ve güzelliğiyle çocukların da masum dünyalarını şenlendiren bu mübarek ayın ulviyetine uygun düşen bir konuyu paylaştık okuyucularımızla…
Ne mutlu böyle babası olan ve babasının vasiyetini yerine getiren evlatlara. Ve ne mutlu vasiyeti çocukları tarafından yerine getirilen babalara…
Nice ramazanlara sağlık ve afiyetle…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow