“Engellilik Lütuf Değil, Erişim ve İnsan Hakkı Meselesidir”
Yazarımız SGK Danışmanlık Hizmetleri Şişli Yeditepe Engelliler Spor Kulübü Başkanı Gazeteci ve yazar Müslüm SÖYKER'in Meclis Genel Kurulunca onaylanan engelliler araç alımını konu alan makalesi...
“Engellilik Lütuf Değil, Erişim ve İnsan Hakkı Meselesidir”
Sayın Cumhurbaşkanım,
Değerli Bakanlar,
Kıymetli Milletvekilleri;
Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi; en güçlü bireylerin refahıyla değil, en kırılgan kesimlerinin yaşam kalitesiyle ölçülür. Bu yaklaşım, yalnızca sosyolojik bir tespit değil; aynı zamanda çağdaş hukuk devletinin ve insan haklarına dayalı yönetim anlayışının temel ilkesidir.
Günümüzde gelişmiş demokrasilerde engellilik konusu, bir “yardım” ya da “lütuf” alanı olarak değil; doğrudan doğruya temel hak ve özgürlükler kapsamında ele alınmaktadır. Avrupa İnsan Hakları standartları ve sosyal devlet ilkeleri doğrultusunda; engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkı, erişilebilirlik, eşit fırsatlar ve insan onuruna yakışır bir yaşam sürme hakkı güvence altına alınmıştır.
Ülkemizde de son yıllarda engelli bireylerin eğitim, istihdam, sağlık, sosyal katılım ve spor alanlarında desteklenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştır. Bu kazanımlar, yalnızca siyasi iradenin değil; aynı zamanda toplumsal vicdanın da bir yansımasıdır ve son derece kıymetlidir.
Ancak sahadan gelen veriler ve doğrudan yaşanan tecrübeler göstermektedir ki; bazı düzenlemeler, iyi niyetli hedeflere rağmen uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan ÖTV’siz araç alımına ilişkin düzenlemelerde yapılan değişiklikler; engelli bireyler açısından bir “imkânın daraltılması” değil, doğrudan doğruya temel bir erişim hakkının sınırlandırılması olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, sosyal devlet anlayışı ve insan hakları perspektifiyle yeniden ele alınması gereken önemli bir konudur.
Bilimsel ve sosyolojik açıdan bakıldığında; fiziksel engeli bulunan bireyler için ulaşım, yalnızca bir yer değiştirme aracı değildir. Ulaşım; sağlık hizmetlerine erişimden istihdama katılıma, eğitimden sosyal yaşama dahil olmaya kadar birçok temel hakkın anahtarıdır. Dünya genelinde yapılan araştırmalar da açıkça göstermektedir ki; hareket kabiliyetinin kısıtlanması, bireyin toplumsal hayattan dışlanmasına neden olan en önemli faktörlerden biridir.
Bu nedenle açıkça ifade edilmelidir ki:
Engelli bireyler için araç, bir konfor unsuru değil; bağımsız ve onurlu yaşamın vazgeçilmez bir aracıdır.
Avrupa ülkelerinde uygulanan sosyal politikalar incelendiğinde; engelli bireylerin ulaşım hakkının güçlü biçimde desteklendiği görülmektedir. Bu kapsamda; yüksek vergi muafiyetleri, araç alım hibeleri, özel donanım destekleri, ücretsiz otopark imkanları ve erişilebilir ulaşım sistemleri yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu politikaların temel amacı; engelli bireylerin toplumsal hayata tam ve eşit katılımını sağlamaktır.
Ne yazık ki ülkemizde son düzenlemelerle birlikte ortaya çıkan bazı uygulamalar; bu anlayıştan uzaklaşma riski taşımaktadır. Özellikle araç yenileme sürelerinin üç yıldan beş yıla, ardından on yıla çıkarılması; engelli bireylerin güvenli, konforlu ve sürdürülebilir ulaşım imkanlarına erişimini ciddi şekilde zorlaştıracaktır. Bu durum, doğrudan yaşam kalitesini düşürecek ve bireyleri ekonomik ve fiziksel açıdan daha büyük zorluklarla karşı karşıya bırakacaktır.
Bunun yanı sıra; ortopedik engelli bireyler için sağlanan bazı hakların, zihinsel ve görme engelli bireyleri kapsamayacak şekilde sınırlandırılması; eşitlik ilkesi açısından yeniden değerlendirilmesi gereken bir husustur. Sosyal devlet anlayışı; farklı engel gruplarını ayrıştırmak yerine, kapsayıcı ve adil çözümler üretmeyi gerektirir.
Engelli bireylerin talepleri; ayrıcalık değil, adaletli ve sürdürülebilir erişimdir. Bu nedenle yapılacak düzenlemelerde; “ihtiyaç, zorunluluk ve olası suiistimal” unsurları bilimsel veriler ışığında ayrıştırılmalı; istisnai durumlar üzerinden temel hakların sınırlandırılmasından kaçınılmalıdır.
Devlet aklı; münferit örnekleri değil, toplumun büyük çoğunluğunun gerçek ihtiyaçlarını esas almalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanım;
Bu mesele; yalnızca teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda bir insan hakları ve vicdan meselesidir. Engelli bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen her karar, aynı zamanda toplumun adalet anlayışını ve sosyal devlet niteliğini de belirlemektedir.
Bu doğrultuda en büyük temennimiz; engellilerle ilgili alınacak tüm kararlarda, bu hayatı bizzat yaşayan bireylerin görüş ve deneyimlerinin sürece dahil edilmesidir. Çünkü engelliliği yaşamadan alınan kararlar, çoğu zaman eksik kalmaya mahkûmdur.
Unutulmamalıdır ki; toplumun en sabırlı, en dirençli ve en fedakâr kesimlerinden biri olan engelli bireyler için atılacak her doğru adım; yalnızca bir sosyal politika değil, aynı zamanda bir insanlık ve medeniyet göstergesidir.
Bu bilinç ve sorumlulukla hareket edileceğine olan inancımla;
Saygılarımı arz ederim.
Müslüm SÖYLER
Şişli Yeditepe Engelliler Spor Kulübü Ba
şkanı
Gazeteci – Radyocu
Tepkiniz Nedir?